Mythos’u kurarken “İnsan insana iyi gelir” inancımızla ruh, beden ve zihne aynı anda temas edebilen bir yer hayal ettik.
İnsanların konuşabildiği, susabildiği, bazen sadece dinleyebildiği bir yer…
İsteyenin bir kitap etrafında durup düşünebildiği,
isteyenin bir şiir okuduğu, isteyenin sağlığına, bedenine, iyi oluşuna kafa yorduğu, isteyenin çocuğunun gelişimine alan açabildiği bir yer.
Burada herkesin anlatacak bir hikâyesi olduğunu biliyoruz.
Ama her hikâye yüksek sesle anlatılmaz. Bazıları bir bakışta, bazıları masada yarım kalan bir çayda, bazıları sahnede kurulan küçük bir oyunda ortaya çıkar.
Telaştan, yaşamın kargaşasından, sürekli yetişme hâlinden biraz uzak…
Biraz yavaşlanabilen, biraz durulabilen, biraz da sadece insan olunabilen bir yer.
Ve bizim için belki de en önemlisi: yapayalnız kaldığımız bu çağda biraz dost sohbeti, biraz dostlar kahvesi olabilmek.
Mythos, insanı açıklamaya değil, karşılaşmaya davet eder.
Çünkü inanıyoruz ki: hayat, büyük anlatılardan çok küçük ama gerçek karşılaşmalarda büyür.
Ve her karşılaşma, yeni bir Mythos’tur.